2010 Yeni Üniversite Giriş Sistemi Belli Oldu!
2010 yılından itibaren üniversite giriş sistemi iki aşamalı ve altı ayrı sınavdan oluşan bir yapıya kavuşmuştur. Sistem şuanda lise 3. sınıfta ve daha alt sınıfta öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Sınavın ayrıntıları aşağıdaki gibidir.
1- Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS);
* Mart ayı sonunda tek oturumda yapılacak.
* Öğrencilerin ortak alan derslerinden sorular yöneltilecektir.
YGS’de Dersler ve Soru Sayıları

* Toplam 180 soru, 180 dakika olacaktır.
* Öğrenciler bu bölümde aldıkları puanın bir kısmını ikinci bölümde kullanacaklardır. Ancak LYS’ ye sadece Temel Matematik ve Temel Türkçe dersinin etkisi olacaktır.
* Bu bölümden alınan puanlar MYO ve özel yetenek sınav baraj puanını belirleyecektir.
* Bu sınavda belirlenecek barajı geçemeyen öğrenciler ikinci aşamaya giremeyeceklerdir.
Bu bölümde derse bağlı olmayan muhakeme gücü yüksek, yorum becerisi ağırlıklı sorular sorulacaktır.
2- Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)
* İkinci aşama sınavı Haziran ayının sonuna doğru farklı günlerde toplam 5 oturumda yapılacaktır.
* Her oturumda farklı bir test uygulanacaktır.
* Öğrenciler girmek istedikleri yükseköğretim programına göre en az iki teste katılacaklardır.
* Bu bölümde;
1- LYS-1= Matematik- Geometri- Analitik Geometri
2- LYS-2= Fen Bilimleri; Fizik, Kimya, Biyoloji
3- LYS-3= Türkçe, Edebiyat, Dil Anlatım, Coğrafya
4- LYS-4= Sosyal Bilimler; Tarih, Coğrafya, Felsefe Grubu
5- LYS-5= Yabancı Dil sorularından oluşacaktır.
* Her testte 120-150 arası soru bulunacaktır.
* Sorular mevcut ÖSS’nin ikinci bölümüne benzeyecektir. Öğrenciler;
Türkçe – Matematik Puanı (TM): LYS-1 ve LYS-3 testlerini,
Matematik – Fen puanı (MF): LYS-1 ve LYS-2 testlerini,
Türkçe – Sosyal puanı (TS): LYS-3 ve LYS-4 testlerini
Yabancı Dil puanı (YD): LYS-5 testini çözeceklerdir.
* Öğrenciler girmek istedikleri yüksek öğretim programının puan türüne göre hangi oturuma katılacaklarına karar vereceklerdir.
* Burada mevcut sistemdeki SAY-MF, EA-TM, SÖZ-TS, DİL-YD puanına karşılık gelecektir. Ancak bazı bölümlerin puan türü değişebilir.
* AOBP uygulaması devam edecektir. Ancak etkisi azaltılacaktır.
* Öğrencilerin lisedeki alanlarına göre mi yoksa farklı alanlarda mı sınava girebilecekleri belirtilmemiştir.
* Her oturum 120–150 soru arasında olacak ve 2,5 saat süre verilecektir.
Hesaplanacak Puanlar
* Sınava katılacak öğrenciler girdikleri testlere göre farklı puanlar alacaklardır.
* Öğrencilerin her ders için ayrı puanı hesaplanacaktır.
1. Matematik puanı,
2. Geometri puanı,
3. Fizik puanı,
4. Kimya puanı,
5. Biyoloji puanı,
6. Türk Dili Edebiyatı puanı,
7. Coğrafya-1 puanı,
8. Tarih puanı,
9. Coğrafya-2 puanı,
10. Felsefe grubu puanı,
11. Yabancı dil puanı
*Sınav sonucunda öğrencilere girdikleri testlere göre:
1. MF-1
2. MF-2
3. MF-3
4. TM-1
5. TM-2
6. TM-3
7. TS-1
8. TS-2
9. TS-3
10. YD-1
11. YD-2
12. YD-3
Puanları hesaplanacaktır.
Bu puanlar hesaplanırken derslerin ağırlığı farklı olacaktır. Örneğin MF-1 ve MF-2’de Fizik dersinin katkıları farklı olacaktır.
AOBP Katkısı ve Oranı
Ortaöğretim Başarı Puanı hesaplanma yöntemi devam edecek ancak katkı oranı % 5-% 10 aralığına çekilecektir. Bu da AOBP’nin etkisinin azalması anlamına gelecektir.
Öğrenciler farklı alanlarda sınava hazırlanabileceklerdir. Öğrenciler MF puanı için Matematik-Geometri (LYS-1) ve Fen Bilimleri (LYS-2) testlerine girerken isterse TM puanı için ek olarak Türk Dili Edebiyatı (LYS-3) testine de girebilir.
Meslek liselerinde okuyan öğrenciler LYS’de istedikleri testten sınava girerek puan alabilir ve tercih yapabilirler. Fiili olarak AOBP yani katsayı baskısı ortadan kalkmış olmaktadır.
Sonuç
* Yeni sistemin ayrıntıları bir ay sonraki toplantıya bırakılmıştır.
* Özellikle test içerikleri ve bölümlerin öğrenci alacağı puan türleri daha sonraya bırakılması bazı bölümlerin puan türlerinin değişeceğini göstermektedir.
* YGS’nin ikinci bölüme etkisi olacaktır ancak oranı ve türü belirlenmemiştir.
* AOBP’nin 2009’da yapılması düşünülen etkisinin azaltılması işlemi 2010’a bırakılmıştır.
* Derslerin katsayıları tam belirlenmemiştir.
* Öğrencilerin lisedeki alanına bağlı sınava girip girmeyeceği belirlenmemiştir.
Sonuç olarak yeni sistem mevcut ÖSS’nin genişletilmesinden ibaret hale gelmiştir. YGS’nin olması öğrenciler açısından iyi olacaktır. Ancak LYS oturumlarının işlerliği önemlidir. Açıklandığı kadarıyla yeni sistem hem kapsam açısından hem de şekil açısından farklı bir sistem olmuştur.
* Bölümlerin puan türü belirlenirken puan türleri arasında eşitlik ilkesine uyulmalıdır. Örneğin TS puan türünün kontenjanı genişletilmelidir.
* Yeni sınav sistemi öğrencileri daha çok sınav ve soru ile sorgulamaktadır. Bu olumlu bir gelişmedir, çünkü tek oturumlu ve konuları tam kapsayamayan eski ÖSS seçici misyonunu yitirmişti.
* Derslerin ağırlıkları ve bölümlere göre ayrılması öğrencilerin daha hedefli ve amaçlı hazırlanmasını sağlayacaktır. Örneğin mühendisliğe hazırlanan öğrencinin iyi derecede Fen ve Matematik öğrenmesi gerekecektir. Bu da öğrencinin bu derslere ilgisini arttıracaktır.
* Öğrencilere istedikleri kadar sınava girme ve istedikleri alanda puan hesaplama hakkı verilmesi ilgi ve yeteneklerinde ortaya çıkan değişimlere göre yükseköğretim programı seçmelerine yol açacaktır.
* AOBP’nin etkisinin azaltılması olumlu ve eşitlikçi bir yaklaşımdır. Öğrencilerin eşit şartlarda sınava katılması ve yarışması sağlanacaktır.
* Yeni sınav sistemi öğrencilerin eğitimden kopmalarını önleyecek, öğrencileri lise son sınıfa kadar eğitimin içinde olmalarını sağlayacaktır.
* Çoklu puan hesaplanması olumlu bir yaklaşımdır. Eski sistemde SAY-2 dediğimiz puan hem Tıp Fakültesine hem Mühendisliğe öğrenci alırken derslerin etkisi de aynı orandaydı. Oysa yeni sistemde öğrenciler Tıp Fakültesi için MF-3 kullanırken Biyoloji daha etkili, Mühendislik için MF-2 puanını kullanırken Fizik daha etkili olacaktır.
* LYS’nin beş farklı oturumda yapılması öğrencinin dikkat dağınıklığını, sınav kaygısını azaltacaktır.
* Yerleştirmenin merkezi yapılması ve üniversitelere göre bölümlerin farklı puan türüyle almaması gerekir. Aksi halde bölümler ve üniversiteler arası kopukluklar yaşanabilir.
Ülkemizde ve Dünyada Üniversite Giriş Sistemleri
ÖSS’nin Dünü Bugünü
Ülkemizde meslek edinmenin hatta toplumsal alanda yer edinmenin en kolay yolu üniversite eğitimi almak olarak görülmektedir. Dolayısıyla öğrenciler bu üniversitelere girebilmek için kıyasıya yarışmaktadırlar. Dünyada son yıllarda üniversitelere öğrencilerini belirli kriterler yardımıyla almaktadır. Ülkemizde 1974 yılına kadar üniversiteler kendi öğrencilerini kendileri almaktaydılar 1974 yılında bu karışıklığın önlenmesi amacıyla sınavların tek merkezden yapılması kararı alınmıştır. O günden bu güne sınavlar merkezi olarak yapılmaktadır.
Bu tarihte Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi kurulmuş ve işlevini yerine getirmeye başlamıştır. Bu merkez 1981 yılına kadar işlevini sürdürmüştür.
1974 ve 1975 tarihlerinde üniversite sınavları sabah ve öğlen olmak üzere iki oturumda, 1976- 1980 yılları arasında aynı günde tek oturumda uygulanmış, 1981 yılından itibaren ise iki basamaklı sınav haline getirilmiştir. İki basamaklı sınavın ilk ayağı Nisan ayında ÖSS, ikinci ayağı ise Haziran ayında ÖYS olarak uygulanmıştır. 1987 yılında ise adaylara sınavda testlerin hepsini değil girmek istediği bölüme göre gereken testleri çözme hakkı verilmiştir.
1999 yılında ÖYS kaldırılmış sadece ÖSS adıyla tek sınava düşürülmüş ve o da Haziran ayında uygulanmaya başlanmıştır. Aynı yıl OBP uygulamasıyla öğrencilerin lise alanlarına göre yükseköğretime geçmesi sağlanmıştır. Bu sınav eski ÖSS gibi temel konulardan sorulan sorularla yapılmaya devam etmiştir. Arada birçok küçük düzeltme yapılmıştır. Ancak en son ve en önemli değişiklik 2006 yılında tek sınav ancak iki bölümlü bir sınav uygulaması olmuştur. Bu değişiklik sonucunda adaylar ortak alan ve alan testleri olarak iki bölümden oluşan testlere yanıt vermeye başlamışlardır.
1974 yılından bugüne kadar birçok değişiklik temelde sorunları çözememiştir. Üniversite giriş sınavları daha doğru ve tarafsız seçimler yapmak için değiştirilmektedir. Ancak her değişiklik sonucunda yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmakta ve yeni değişiklikleri ihtiyaç haline getirmektedir. Ancak şu unutulmamalıdır ki ÖSYM ülkemizin en saygın ve tarafsız kurumu olarak işini yapmaktadır.
Dünyanın Diğer Ülkelerinde Üniversite Giriş Sistemleri
Dünyanın birçok ülkesinde üniversitelere öğrenci alımları çeşitli kriterlere göre yapılmaktadır. Öğrencilerin kişisel nitelikleri ve yetenekleri ölçmeye çalışılmaktadır. Amaç öğrencinin doğru bölümlere yerleştirilmesini sağlamaktır. Ancak son yıllarda üniversiteler kendi içlerinde esnekleşerek öğrencinin bölüm ve alan değişikliği yapmasına olanak tanımaktadır. Bu da öğrencilerin kendi ilgi ve yeteneklerine göre seçimler yapmasına ve ülkenin insan kaynağını doğru yönlendirmesine olanak sağlamaktadır.
Avrupa’da genel olarak üniversiteler öğrencilerini sınavsız kabul etmektedirler. Öğrenciler ortaöğretimde elde ettikleri beceri ve kazanımlara göre üniversitelere yerleşmektedirler. Almanya da lise eğitimi üniversiteye yerleşmek için önemli bir koşul, yani lise eğitiminde ki başarı hangi üniversitenin hangi bölümünde okuyacağınıza karar veriyor. Ancak son yıllarda Almanya özellikle meslek okullarından başlayarak sınavlar koymaya başlamıştır.
Avrupa ülkelerinin birçoğunda lise yeterlilik sınavları bulunmaktadır. Bu da hem liseleri değerlendirmekte hem de üniversitelere yerleşmede koşul görevi görmektedir.
İngiltere’de sistem, öğrencinin lisede seçtiği derslerdeki başarısına göre işlemektedir. Öğrenciler lisede kendilerine göre dersler seçmekte ve bu derslerdeki başarısına göre üniversiteye geçmektedirler. Örneğin öğrenci Matematik, Fizik, Kimya seçtiyse bu derslerdeki başarısına göre üniversitelerin bu derslerle öğrenci alan bölümlerine gitmektedirler. Aslında Avrupa’da en iyi işleyen sistemlerden birisi İngiliz sistemidir.
ABD’de üniversitelere giriş kriterleri birden fazladır. Öğrencinin lise başarısı, referans mektupları, elde ettiği başarıları ve en önemlisi SAT başarısıdır. SAT bir merkezi sınavdır. Öğrenciler bu sınava bir yılda birden fazla girebilirler. Elde ettikleri en yüksek skoru kullanırlar. Bazı bölümler için sadece SAT-1 gerekirken bazı bölümler SAT-2 testini almasını isterler. SAT-1 de öğrencilere Matematik ve Dil sorulurken, SAT-2 de öğrenciler Fen ve Sosyal Bilimlerde sorulmaktadır. Üniversitelere yerleştirmede önemli bir kriterdir.
Uzakdoğuda üniversitelere sınavla girilir. Örneğin son yıllarda büyük atak yapan G.Kore’de üniversiteye girmenin üç koşulu vardır. Birincisi bizde olduğu gibi lise başarısı, ikincisi “Soonoong” sınavı bu sınav merkezi bir sınavdır ve üniversiteye gitmek isteyen her öğrencinin girmesi şarttır. Bu aşamayı geçen öğrenciler üniversitelere başvurarak üniversitelerin belirlediği kategorilere göre sınava girerler. Burada beş bölüm vardır.
- Anadil sınavı
- Fen sınavı
- Matematik sınavı
- Sosyal bilimler sınavı,
- Yabancı dil sınavı
Öğrenciler girmek istedikleri bölüme göre test seçerek puan elde ederler. Her üniversite kendi testini üretir ve uygular.
Japonya’da da sistem buna benzerdir. Japonya’da da sistem sınavlar üzerine kurulmuştur. Öğrenciler G.Kore’deki sistem gibi önce merkezi sınava girerler oradan aldıkları skorlara göre üniversitelerin yaptıkları sınavlara katılırlar. Bu sınavlar günlerce sürebilir. Öğrenci kazanmak istediği bölüme göre sınavlara katılır.
Yerel Güç Okurları İçin Uğur Dershanesi Tarafından Hazırlanmıştır.